ŞEKER HASTALIĞI

Şeker hastalığı, pankreas tarafından insülinin az üretilmesi veya vücudun insülini kullanma yeteneğindeki azalma sonucunda ortaya çıkan bir bozukluktur. Bu ciddi, bazen de ölümcül bir bozukluktur ve Batı toplumlarında önde gelen ölüm nedenlerinden olmaya devam etmektedir. Aileden geçebilen, çok şişman insanlarda daha yaygın olan şeker hastalığının nedeni bilinmemektedir.
Genelde vücutta sindirilen besin, bir şeker şekli olan glikozu kana bırakır. Bu ise pankreasta bulunan ve beta hücreleri olarak adlandırılan bazı hücrelerin kan dolaşımına insülin bırakmalarına neden olur. İnsülin, kandan karaciğer ve kas hücrelerindeki depolara glikoz taşınmasına yardım eder; glikoz daha sonra, bu hücrelerden kana bırakılabilir ve metabolizmada kullanılabilir. Ancak pankreas yetersiz miktarda insülin üretirse veya şekerin hücrelere taşınma mekanizmasında (“insülin direnci”) bir sorun varsa şeker hastalığı ortaya çıkar.
Şeker hastalığının türleri
iki tip şeker hastalığı vardır. İnsüline dayalı veya gençlere özgü şeker hastalığı olarak da anılan I. Tip, pankreasın yetersiz miktarda insülin üretmesinden kaynaklanır. Çoğunlukla 25 yaş altındaki insanlarda görülür, insüline dayanmayan, olgunluk başlangıcı veya yetişkin tipi şeker hastalığı olarak da anılan II. Tip daha yaygındır. 40 yaşın üzerindeki kişilerde bulunur ve çoğunlukla insülin direncinden kaynaklanır.
Her iki türde de, kanda böbrekler tarafından atılması gereken fazla şeker (hiperglisemi) vardır. Aşırı susama, sık idrara çıkma ve açlık belirtileri ortaya çıkar. Karbonhidrat, yağ ve protein metabolizması değişir. Vücuttaki dokular tarafından bırakılan yağ asitleri, karaciğer tarafından keton olarak adlandırılan kimyasal bileşenlere dönüştürülür. Keton, kan dolaşımına karışırak kanın tehlikeli bir şekilde asitlenmesine (ketoasidoz) neden olur. Özellikle gençlerde görülen I. Tip şeker hastalığı diyabetik komaya ve eğer tedavi edilmezse ölüme yol açabilir. Diyabetik koma, hastanede tedavi gerektiren acil bir tıbbi durumdur.
Doktorlar, idrar ve kandaki şekeri test ederek, şeker hastalığına tanı koyarlar. Şeker tolerans testi, hasta glikoz çözeltisini içtikten 6 saat sonrasına kadar yapılan düzenli şeker ölçümleriyle vücudun şekeri nasıl kullandığını ve depoladığını belirler.
Şeker hastalığının düzenlenmesi
I. Tip şeker hastalığı günlük insülin iğnesi yapılmasını gerektirir (hormon ağızdan alınacak şekilde kullanılmamaktadır). Şeker hastalarının birçoğu, günde bir ila dört kez deri altından iğne yaparak insülinlerini kendileri almaktadır. Bazı şeker hastalarıysa, taşınabilir bir pompa kullanarak, takılan sonda ile insülini doğrudan vücutlarına vermektedirler.
işlemlerin dikkatlice düzenlenmesi ve sıkı bir diyet, kandaki insülin oranını olabildiğince normal aralıkta tutmak için önemlidir. Hem doktor gözetiminde hem de evde kendi başına bu işlemi yaptığında şeker hastası, insülin dozunun doğruluğundan emin olmak için kandaki şeker düzeyini düzenli olarak denetlemelidir. Ameliyat ve hastalık gibi stres dönemlerinde, insülinin dozu geçici olarak artırılmalıdır.
II. Tip şeker hastalığı, I. Tip’e oranla daha kolay denetlenebilir. II. Tip şeker hastalığı genellikle yalnızca diyetle veya beraberinde ağızdan alman antidiyabetik ilaçlarla tedavi edilir. Bazı vakalarda insülin tedavisi gerekir. Kilonun denetlenmesi ve düzenli egzersiz de önemlidir.
İnsülin ve şeker dengesizliği
Diyette çok fazla insülin veya çok az şeker olması, hipoglisemi veya insülin şokuna neden olur. Hipogliseminin belirtileri hafif açlık, baş dönmesi, terleme; zihin bulanıklığı ve komanın izlediği kalp çarpıntısıdır. Şeker hastaları hipoglisemiyi şeker, tatlı veya şekerleme yiyerek ya da kan şekerini artıran bir hormon olan glükagon enjekte ederek durdurabilirler.
Şeker hastaları kendilerine ilk müdahaleyi yapabilmeli veya komaya girmelerini engellemek için hem hipoglisemi hem de hipergliseminin belirtilerini bilmelidirler. Acil yardım gerekebileceği durumlar için hastalıklarını tanımlayan kart, etiket veya bilezik taşımalıdırlar.
Şeker hastalığı ve gebelik
Şeker hastalığı, gebelikle ağırlaşabilir; bu nedenle gebelik ve doğum sırasında özenli olunmalıdır. Şeker hastalığına sahip olup da kontrollerini düzenli yaptırmayan kadınların çocukları kusurlu doğma riski altındadır. Ancak eğer durum iyi denetlenirse, risk şeker hastası olmayan bir annenin durumunda olduğu kadardır.
Gebelik dönemi şeker hastalığı, yalnızca gebelik sırasında ortaya çıkan bir hastalıktır. Genellikle 24-28. haftalarda belirginleşir. Birçok durumda, doğumdan sonra kandaki şeker düzeyi normale döner. Ancak annenin gelecekte tam anlamıyla şeker hastalığına yakalanma riski vardır.
Uzun dönemde neden olduğu başka hastalıklar
Şeker hastalığının uzun dönemde ortaya çıkan başka etkileri de vardır. Genellikle şeker hastalığı ne kadar uzun sürerse, neden olduğu diğer hastalıklar o kadar büyük olur. Ateroskleroz en ciddi olanıdır; özellikle gözün ağ tabakasındaki (diyabetik retinopati) ve böbreklerdeki (diyabetik nefropati) küçük ve büyük kan damarlarına hasar verir; sonucunda körlüğe ve böbrek yetmezliğine neden olur. Çevresel sinirlerde duyu yitimi ile sonuçlanan sinirlerin bozulması ve hastalıklara karşı direncin azalması da yaygın olarak ortaya çıkan diğer etkileridir.
Büyük ve küçük kan damarlarıyla sinirlerin zarar görmesinden ve hastalıklara karşı direncinin azalmasından dolayı oluşan diğer hastalıklar nedeniyle şeker hastaları, ayak sorunlarına açık olurlar. Bu nedenle şeker hastaları ayak bakımıyla ilgili teknikleri öğrenmelidirler.
İyi bir diyabetik denetim, ağ tabakanın bozulması (retinopati) ve böbrek hastalığı gibi hastalıkların başlamasını geciktirebilir. Ancak özellikle I. Tip şeker hastalığı ve uzun süreli II. Tip şeker hastalığı durumlarında tamamen engellenmeleri olası değildir.
Ketoz
Ketoz, kanda keton cisimcikleri adlı bir tür kimyasalın fazla yoğunlukta bulunmasıyla oluşan bir durumdur. Keton cisimcikleri şiddetli açlık sırasında üretilir: ancak ketoz en çok kan şekeri yoğunluğunu denetlemek için yeterli insülini olmayan şeker hastalarında görülür. Bu, kanın tehlikeli bir şekilde asitli olmasına neden olur (ketoasidoz).
Yaygın olarak görülen belirtiler susama, sık idrara çıkma, mide bulantısı ve güçsüzlüktür. Bu hastalığa yakalanan kişi su kaybı, hızlı nabız ve nefes alma, zihin bulanıklığı veya koma hali gösterir ve nefesi meyve kokusundadır (ketonun var olduğunun göstergesi). Ketoasidoz, hastanede damardan insülin ve sıvı verilerek elektrolitlerin değiştirildiği, anında tedavi gerektiren acil bir tıbbi durumdur. Bu hastalığın ölüm oranı yüzde ondur.


0 comments

Add your comment

Nickname:
E-mail:
Website:
Comment:

Contacts and information

Social networks

Most popular categories

Kadın
© 2011 Mutlukal forum forum All rights reserved.
Plugin from the creators of Brindes Personalizados :: More at Plulz Wordpress Plugins