SİNDİRİM SİSTEMİ VE SALGIBEZLERİ
Gıda maddeleri, kesici dişler tarafından ağza sığacak şekilde ısınlır, köpekdişleri tarafından parçalanır ve küçük azılarla azıdişleri tarafından öğütülür. Ağız çevresine itilip dil ve yanak duvarı kaslarının yardımıyla azıdişleri arasında tutulur. Dilin üst yüzeyi, tat uyarılarını taşıyan küçük tepecikler yüzünden pütür pütürdür.
Ağızdaki tükürük, üç çift tükürükbezi tarafından salgılanır. En genişi kulakların hemen altında yer alan tükürükbezleridir (parotis tükürükbezleri). Akçene kemiğinin altındaki tükürükbeziyle dilin altındaki tükürükbezi, ağız tabanının altında yer alırlar. Tükürük, çiğneme ve yutma işlemlerini kolaylaştırmak için gıda maddesini ıslatır. Karbonhidratları sindiren amilaz enzimiyle vücudun enfeksiyona direnmesine yardımcı olan antikorları içerir. Yetersiz tükürük üretimi (Sjögren hastalığında olduğu gibi), konuşma ve yutma işlemlerini oldukça güçleştirir.
Yutma işleminin başında, gıda maddeleri yuvarlak bir kitle haline getirilir; dil bu kitleyi ağzın arka tarafına iter. Daha sonra yutak kasları, kitleyi yemek borusundan aşağı gönderir.
Soluk borusunun arkasından düşey olarak aşağı inen yemek borusu, diyaframı geçip midede son bulur. Midenin incebağırsağa açıldığı onikiparmakbağırsağı (duodenum) kaim bir yuvarlak kas lifleri demetiyle (pilor) denetlenir. Gıda maddeleri, proteinlerin midedeki salgıbezleri tarafından salgılanan hidroklorik asit ve pepsinle öğütüldüğü midede tutulur. Pilor, belirli aralıklarla gevşeyerek midenin içinde bulunan yan sindirilmiş karışımı (kimüs) onikiparmakbağırsağına boşaltır.
Incebağırsağm üç bölümü vardır: onikiparmakbağırsağı, jejunum (ilk bölümü) ve ileum (son bölümü). Onikiparmakbağırsağıyla jejunumun çeperinde çok sayıda küçük çapraz kıvrımlar (plicae circulares) vardır. Her bir kıvrımda ufak, parmak benzeri sayısız çıkıntı (villi) bulunur; bunlar, çepere kadifemsi bir görünüş verir. Bu kıvrımlarla çıkıntılar, besin maddelerinin emilmesine olanak sağlayan yüzey bölgesini büyük ölçüde genişletir. Çıkıntıların kökündeki ve alt mukoza tabakasındaki salgıbezleri, çeperi asit ve sindirim enzimlerinden koruyan bağırsak özsuyunu salgılar.
Pankreas enzimleri nedeniyle, sindirim sürecinin bir kısmı, onikiparmakbağırsağında gerçekleşir. Pankreas, midenin arka tarafında yer alan uzun bir salgıbezidir. Geniş baş kısmı, onikiparmakbağırsağının C şeklindeki lopuyla çevrelenir; kuyruk kısmıysa dalağın yakınlarında sona erer. Pankreas salgılarını safra kanalıyla birlikte ortak bir delikten (onikiparmakbağırsağının şişkin bölümü) onikiparmakbağırsağına giren ana pankreas kanalı toplar.
Pankreas özsuyu, aktif olmayan proenzimler içerir; proenzimler, onikiparmakbağırsağı hormonu (enterokinase) tarafından karbonhidratları, proteinleri, nükleik asitleri ve lipitleri sindiren aktif enzimlere dönüştürülür. Pankreas iltihabında proenzimler, pankreas içinde aktif hale gelerek salgıbezinin büyük ölçüde yok olmasına neden olur.
Karaciğerin temel işlevlerinden biri, safra üretimidir. Safra kanalı, pankreasın baş kısmından geçip onikiparmakbağırsağı deliğine açılır.
Pankreas kanseri, safra kanalını daraltabilir ya da tıkayabilir. Bu durumda, kandaki safra yoğunluğu artar, deriyle göz akı sararır, sarılık hastalığı belirtileri oluşur.
Safrakesesi, karaciğerin altında yer alır ve safra kanalına bağlıdır. Mideden yağ içeren kimüs (mide içindeki gıdaların ve sindirim sıvılarının karışımı) geldiğinde onikiparmakbağırsağı içinde bırakılmak üzere safrayı yoğunlaştırıp depolar. Safra, yağları eritici pankreas enzimiyle (lipaz) sindirimi kolaylaştırmak için yağı bulamaç haline getirir. Safra bileşenlerinin safrakesesi içinde birikmesi sonucu safrakesesi taşları oluşur; bu taşlar, safrakesesinin çeperini tahriş ederek iltihaplanmaya neden olur. Safra kanalından aşağı doğru hareket eden safrakesesi taşları, şiddetli ağrıya ya da onikiparmakbağırsağı deliğinin tıkanmasına neden olabilir.
Kimüs, jejunuma ulaÅŸtığında sindirim ürünleri, emilmeye hazırdır. Küçük moleküller, incebağırsağın çeperindeki parmak benzeri çıkıntıların kılcal damarlarına girer. Daha bü)lik moleküllerse. bu çıkıntılardaki küçük lenf damarlarına girer ve mezanter lenf damarlarından akarak genel dolaşıma katılır. Vitamin B12, intrinsik faktör denilen ve mideden salgılanan bir proteinin varlığına baÄŸlı olarak ince bağırsağın son kısmında emilir, (intrinsik faktör eksikliÄŸinde, demir emilimi saÄŸlanamaz, yalnızca demir verilerek demir eksikliÄŸine baÄŸlı kansızlık giderilemez – tıbbi danışman notu).
Incebağırsağın son kısmı (ileum), kalınbağırsakla birleşir. Körbağırsakla (kalın bağırsağın çıkışı olmayan kesesi) incebağırsağın birleştiği yerde bir kapakçık vardır. Bu kapakçığın yarımda apandis yer alır; apandisin iltihaplanması durumuna apandisit adı verilir. Bağırsak içeriği, kalınbağırsağın bölümlerinden (çıkan, çapraz, inen ve sigmoid kalın bağırsak) geçerken dışkı haline gelir. Suyla safra tuzlarım emen kaim bağırsak, K vitaminiyle B vitamini gibi bazı vitaminleri sentezleyen bakterileri kapsar. Kalın bağırsak çeperi (epitel tabakası), dışkının hareketini kolaylaştırmak için çok sayıda goblet hücresiyle mukus (sıvayıcı yapışkan sıvı) salgılayan salgıbezleri içerir. Yaşlılarda kaim bağırsağın bağırsak hareketi azaldığında daha fazla su emildiğinden dışkı kuru ve sert bir hal alır: bu durum, şiddetli kabızlığa yol açar. Normal kalın bağırsak yapısıyla patojenik bakteriler arasındaki denge bazı antibiyotikler nedeniyle bozulduğunda patojenik bakteriler, etkin olarak ishale yol açar.
Kalınbağırsağın son kısmı, saÄŸrı kemiÄŸinin hemen önünde yer alan anal kanaldır. Anüs, bir istemsiz kas halkasıyla kapanıp, bir istemli kas halkasıyla dışkılama sırasında açılır. Kalırı bağırsağın son kısmı, dışkıyla dolduÄŸunda istemli anal kas halkası gevÅŸetilerek dışkılama refleksi baÅŸlatılır. Bu halka kaslar ya da bu kasları denetleyen sinirsel mekanizma bozulduÄŸunda kiÅŸi dışkısını tutamaz. Kalın bağırsağın son kısmıyla anal kanalın çeperindeki damarlar ağı, dışkının geçiÅŸini kolaylaÅŸtırır. Bu damarlar geniÅŸlediÄŸinde basur memesi haline gelir ve dışkılama sırasında anüsten dışarı çıkıp kanayabilirler. Batılı ülkelerde yaygın olan kalın bağırsak kanseri, vakaların yüzde 50’sinde kalın bağırsağın son kısmını da etkiler.