Böbrek hastalığı yaralanma, enfeksiyon, kanser gibi birçok etkenden kaynaklanabilir veya vücudun diğer kısımlarını etkileyen genel bir hastalığın parçası olabilir. Bazı vakalarda böbrek hastalığının hiçbir belirgin sebebi olamayabilir. Tedavi nedene dayanır ve böbrek hastalıkları uzmanı olan bir nefroloğun bakımını gerektirebilir.
Böbrek hastalığı belirtileri çeşitlidir ve hastalık iyice ilerleyene kadar herhangi bir belirti göstermez. Yaygın bir belirti, vücut dokularında su birikmesine bağlı olan generalize ödemdir (bilek, karm ve yüz gibi dokuların şişmesi). Anormal düzeyde fazla idrar (poliüri) veya çok az idrar (oligüri) oluşumu da böbrek hastalığı belirtileridir, idrarda kan bulunabilir (hematüri) veya şiddetli karın ağrısı olabilir (kolik).
Eğer böbrekteki hasar fazla ise zehirli atıklar birikir ve hipertansiyon, kalp yetmezliği, kansızlık, kalsiyum metabolizması bozuklukları, asidoz, sinir zedelenmesi, kanama, kafa karışıklığı, koma ve ölüm dahil bir dizi rahatsızlığa sebep olabilir.
Böbrek atardamarları pıhtılar (trombi) veya daralmaya (stenoz) neden olabilen damar sertliğinden etkilenebilir. Atardamarların tıkanması böbreklere gelen kanı engelleverek böbrek dokusunun ölümü ve fonksiyon kaybına sebep olabilir. Tedavisi anjiyoplasti (örneğin balon anjiyoplastisi) veya. baypas cerrahisidir.
Daha sevrek olarak damar sertliği atardamarda bir genişlemeye neden olabilir, bu da yırtılarak karın ağrısına ve bazen ölüme yol açabilir. Tedavisi genişlemenin cerrahi olarak tamiridir.
Vücudun başka bir yerinde ortaya çıkan hastalıklar böbreği etkileyebilir. Şeker hastalığı hem idrarda fazla şekere sebep olur hem de zaman içinde glamerüllere veya böbreğin kan kaynağına zarar verebilir. Yüksek kan basıncı glamerüllerin küçük damarlarına zarar verir ve böbrek yetmezliğine yol açabilir. Cushing sendromu, hipertiroidi ve hiperparatiroidi gibi hormon bozuklukları böbreklerin işlevini etkileyebilir. Böbrek hastalığının varlığını ortaya çıkaracak birkaç çeşit farklı tanı testi vardır. İdrarda protein (proteinüri), şeker (glukozüri), kan (hematüri) gibi anormal maddelerin varlığı veya anormal beyaz kan hücresi seviyesi (enfeksiyonu işaret eder) bir idrar örneği incelenerek tespit edilebilir. Bir kan testi, kronik böbrek yetmezliği olan bir kişideki fazla üre, kreatinin ve kalsiyum seviyelerini ve diğer biyokimyasal anormallikleri ortaya çıkarabilir.
Böbreklerdeki hastalığı saptayabilmek için radyolojik muayene de yapılabilir. Damar içi piyelografı için kana boya enjekte edilir. Böbrekler boyayı konsantre eder ve dışarı atar, bu işlem böbreklerin ana hatlarını (ve olası bir taş veya tümörü) gösterir. Retrograd piyelografı için boya uretra, idrar torbası ve ureterlerden geçirilen bir boru vasıtasıyla enjekte edilir.
Renal anjiyografı, böbrek atardamarları ve böbreklerin yapısı ve işleyişindeki anormallikleri göstermek için tasarlanmış bir radyolojik testtir. Rutin olarak anjiyoplasti veya diğer bir böbrek atardamarı cerrahisinden önce uygulanır. Lokal anestezi altında kol veya bacaktaki bir atardamardan geçirilen bir kateter, aort içinden böbrek atardamarına uzatılır. X ışınlarını geçirmeyen bir boya, kateter vasıtası ile enjekte edilir ve boya, böbrek atardamarıyla ve böbreğin diğer kısımlarından geçerken bir dizi röntgen filmi çekilir. Herhangi bir tıkanma veya pıhtı boya tarafından ortaya çıkartılır.
Daha kolay bir test olan böbrek ultrasonu, böbreklerin büyüklüğünü, şeklini gösterir ve taşları veya tıkalı ureterleri saptayabilir. Böbrek hastalığını teşhis etmek için kullanılan diğer teknikler karın bilgisayarlı tomografi taraması, MR görüntüleme, arteriografi ve böbrek biyopsisidir.
Tedavi
Erken safhasında böbrek yetmezliği, beslenmede tuz, sıvı ve proteinin kısıtlanmasıyla kontrol edilebilir. Bununla birlikte böbrekler normal işlevlerinin yüzde 10′undan fazlasını yerine getiremiyorsa, bu son aşama böbrek hastalığı olarak değerlendirilir ve diyaliz gerekir. Diyaliz, böbrekler yapamadığında zehirli maddelerin (yabancı madde ve atıklar) kandan temizlenmesi işlemidir.
iki çeşit diyaliz vardır: hemodiyaliz ve periton diyalizi. Hemodiyaliz, diyalizör adı verilen ve çözülebilen belirli maddeleri kandan temizleyen yapay bir böbrek makinesiyle kanın yavaşça süzülmesıdır. Daha sonra arıtılmış kan, hastanın toplardamarlarından birine geri gönderilir. Periton diyalizi hastanın karın periton zarını diyalizör işlevi görmek üzere kullanır. Karın boşluğu bir kateter vasıtası ile toksinleri emen özel bir solüsvonla doldurulur.
Genellikle diyalizin haftada üç kere ve dört ila altı saatlik periyotlar halinde yapılması gerekir. Diyaliz hastanede, özel bir diyaliz merkezinde veya hastanın evinde yapılabilir. Kronik böbrek yetmezliğinde hastanın geri kalan hayatı boyunca veya bir böbrek nakli yapılana dek uygulanması gerekir.
Böbrek nakli (transplantı) sağlıklı bir böbreğin böbrek hastalığı veya böbrek yetmezliği olan bir hastaya cerrahi olarak yerleştirilmesidir (implantasyon). Bu işlem böbrek hastalığı olan bir hastanın hayatını diyaliz olmadan sürdürebilmesine olanak verir. Genellikle nakilden önce verici bulunana kadar bir diyaliz devresi olur. Verici, yaşayan biri (genelde kan bağı olan biri) veya yeni ölmüş birisi olabilir. Diğer nakillerde olduğu gibi böbrek naklinde de esas sorun, yeni böbreğin alıcının sistemi tarafından reddidir. Bu nedenle alıcının hayat boyu bağışıklık cevabını baskılayıcı ilaç tedavisi görmesi gerekir. Kan bağı olan bir canlı vericiden yapılan nakillerin reddi ihtimali biraz daha azdır. Nakille ilgili diğer sorunlar ise verici bulabilmek ve yüksek masraflardır.

0 comments
Add your comment