AİDS, edinilmiş bağışıklık yetmezliği sendromu (Acquired Immune Deficiency Syndrome) için kullanılan kısaltmadır. AİDS’e HİV (insan bağışıklık yetmezliği virüsü) neden olur. AİDS, HİV hastalığının sonuncu ve en ciddi evresidir. Hastalık, bedeni yaşamı tehdit eden hastalıklara karşı savunmasız bırakan şiddetli bağışıklık yetmezliğiyle tanımlanır.
HİV, T4 lenfositleri (CD4 ya da T yardımcı lenfositleri olarak da bilinir) adı verilen belirli bir tür akyuvara saldırıp yok eder; bu hücreler vücutta dolaşıp yabancı istilacıları yok etmekle görevlidir. HİV bu hücreleri öldürdüğü için normalde herhangi bir hastalığa yol açmayan bakteriler, mantarlar ve virüslere karşı vücut artık kendini savunamaz. Azalan savunma sistemi, vücudu enfeksiyonlara neden olan fırsatçı istilacılara karşı korumasız bırakır.
AIDS hastalarının ölümüne HÎV değil, bu enfeksiyonlar neden olur. ilk kez Amerika Birleşik Devletleri’nde 1981 yılında farkına varılan AİDS, hızla gelişerek dünyanın en büyük sağlık sorunlarından biri haline gelmiştir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), dünya üzerinde, özellikle Afrika ve Asya’daki gelişmekte olan ülkelerde 20 milyondan fazla HIV enfeksiyonu vakasının bulunduğunu tahmin etmektedir.
Hastalığın gelişimi
Hastalık, başlangıçta hafif bir gribi andırır; ateş, baş ağrısı, bitkinlik, iştah kaybı, lenf düğümlerinde şişme ve deri döküntüleri gibi belirtiler görülür. Belirtiler, virüsün bulaşmasından sonraki 2-4 hafta içinde ortaya çıkar. Hastalık, daha sonra on yıl gibi uzun bir süre uykuda kalabilir. Bu dönemde hiçbir belirti görülmez.
Daha sonra kişide, hafif bir ateş, kronik yorgunluk ve güçsüzlük, iştah ve kilo kaybı, özellikle boyun, çene, kasık ve koltuk altındaki lenf düğümlerinde şişme görülür, ishal, yetersiz beslenme ve pamukçuk gibi hafif enfeksiyonlar yaygındır. Bu evreye, kimi durumlarda AÎDS’e bağlı kompleks (ARC) adı verilir.
Hastalık, HIV taşıyıcılarının küçük bir kısmında (yüzde 1-10) daha fazla ilerlemez. Ancak taşıyıcıların büyük bir çoğunluğunda bağışıklık düzeyi, er geç kritik düzeylerin altına düşer, enfeksiyonlar daha ciddi ve ölümcül hale gelir. Bu enfeksiyonlar, Pneumocystis carinii zatürreesi, toksoplazma, verem (tüberküloz) ve sitomegalovirüs, nerpes simpleks virüsü, varisella zoster virüsüyle Epstein-Barr virüsleri gibi çeşitli virüslerden kaynaklanır. Bu evre, AÎDS’in olgunluk dönemidir; bu evredeki kişiler, tedavi edilmedikleri takdirde iki yıl içinde ölür.
AİDS’e bağlı kanserler
Lenfositler, bedenin kansere karşı mücadelesinde önemli bir rol oynar. T4 hücresinin işlevi zarar gördüğünde kanser gelişebilir. Kaposi sarkomu, AİDS’e bağlı kanserlerin en yaygın görülen şeklidir. Lenfoma (lenfatik sistemde görülen tümörler) de yaygın olarak görülür.
Teşhis
HR enfeksiyonu, HIV enfeksiyonuna karşı kanda oluşturulan vücuda dışarıdan giren HIV maddesini kontrol eden testle teşhis edilebilir. Testin olumlu sonuçlanması durumunda teşhisin doğrulanması için gözetim süreci başlatılır. HIV virüsünün bedene girmesinden sonraki üç ay içinde test olumlu sonuçlanır. HIV virüsünü yeni almış ve testi olumsuz sonuçlanmış bir kişi, bulaşmadan üç ay sonra yeniden test yaptırmalıdır. Hastalığın gelişimi, kandaki T4 hücresinin düzenli olarak ölçülmesiyle izlenebilir. Ölçüler ne kadar düşükse, hastalık o kadar hızlı ilerler. Ciddi enfeksiyonlar, genellikle milimetreküp başına 200 hücrenin altına düşüldüğünde gelişir.
Tedavi
AİDS ve HIV ayakta tedavi bölümlerinde ya da hastane kliniklerinde bir doktor gözetiminde tedavi edilir. Hastalığın ciddi enfeksiyonların görüldüğü ileri evrelerinde tedavinin hastanede devam etmesi gerekir.
HIV enfeksiyonunun kendisi için herhangi bir tedavi yöntemi yoktur. Günümüze kadar HIV için tek yöntem, antibiyotik ve virüsleri öldüren ilaçlarla fırsatçı enfeksiyonların tedavi edilmesiydi. Bununla birlikte geçtiğimiz birkaç yıl içinde vücudun bağışıklık işlevini kaybederek, hastalıklara karşı korunmasız hale gelmesini yavaşlatmak için virüsleri öldüren ilaçlar geliştirilmiştir.
Bu ilaçlar, HIV virüsünün kendini vücut içinde kopyalamasını önleyerek hastalığın ilerleyişini oldukça etkin bir biçimde kontrol altına alır. Bu ilaçlar, genellikle kombinasyon olarak kullanılır. Pahalı olan bu ilaçlara hasta dayananıayabilir. Bununla birlikte fırsatçı enfeksiyonların geleneksel tedavi yöntemleriyle birlikte kullanıldığında bu ilaçlar, kişinin yaşamını bir süre daha uzatabilir. Kombinasyon şeklindeki virüsleri öldüren ilaç terapisinden önce, olgunluk dönemindeki AİDS, genellikle ölümle sonuçlanıyordu.
Yine de korunma, HIV ve AİDS ile mücadelede başlıca araçtır. Güvenli cinsel ilişki ve prezervatif kullanımı (klamidya ve bel soğukluğu gibi cinsel ilişki yoluyla geçen diğer hastalıklara karşı korunmada da yararlıdır) HIV’iıı bulaşmasını durduran en etkili yöntemlerdir. HIV taşıma riski bulunan biriyle cinsel ilişkiye girmeden önce, bu kişilerin HIV durumu hakkında bilgi edinmek akıllıca olacaktır.
AÎDS bilinçlendirme ve güvenli seks kampanyaları sayesinde yeni HİV enfeksiyonları oranları, en azından gelişmiş ülkelerde azalmaya başlamıştır. Bununla birlikte, fiyatları nedeniyle kombinasyon terapi ilaçlarının, gelişmekte olan ülkelerde yaygın olarak kullanımı ne yazık ki uygulanamamaktadır. Bu ülkelerdeki AİDS ve HIV yönetimi, halkı bilinçlendirme kampanyalarıyla ucuz ve etkili bir bağışıklık yönteminin geliştirilmesi umuduna dayanır.

0 comments
Add your comment