Aromaterapi, bütünsel yaklaşımları temel alır ve hastalıkların tedavisinde bitkilerden elde edilen kokulu özlerin kullanımına dayanır. Bu tedavi biçimini uygulayanlar (aromaterapistler), bitkisel yağların, vücudun kendi kendine iyileşmesini sağlayan yaşam gücünün sürdürülmesinde ve yeniden kazanılmasında çok önemli olduğuna inanmaktadırlar. Yağların, hem fiziksel hem de psikolojik etkileri olduğu, psikolojik etkinin koku duyusu aracılığıyla oluştuğu söylenmektedir. Ayrıca yağların deri zarları ve vücudun içyüzlerini örten (mukoza) zarlar tarafından çok az miktarlarda emilerek kana karışması ve vücuttaki tüm organları, sistemleri fiziksel olarak etkilediğine inanılmaktadır.
Aromaterapistler, çoğunlukla shiatsu ve gevşeme tekniklerinin de olabileceği çok çeşitli yöntemlerle birlikte, yağları masaj yoluyla kullanırlar. Yağın uçuculuğu, etkisi ve hastanın koku tercihlerine göre, her hasta için özel bir yağ karışımı hazırlanır. Bu yağlar, özellikle banyo suyuna katılarak ya da yakılarak evlerde de kullanılmaktadır.
Geçmişi
Aromaterapinin Ortadoğu ve Çin’de kullanımı, 4000 yıl öncesine kadar uzanır. Eski Yunanlı ve Romalı hekimler tarafından, kokulu yağlar çoğunlukla parfüm ya da banyo ve masaj yağı olarak kullanılıyordu. Uçucu yağların damıtma yoluyla elde edilmesi, 10. yüzyılın sonlarında Arap hekim İbn-i Sina tarafından gerçekleştirildi ve Haçlılar’ın Avrupa’ya dönüşüyle birlikte de tüm Avrupa’ya yayıldı.
Ortaçağda, bu yağlar hekim muayenehanelerinin ayrılmaz bir parçasıydı. Antiseptik özellikleri tüm dünyada kabul ediliyordu; ayrıca parfüm yapanların kolera gibi hastalıklardan çok az etkilendiklerine inanılıyordu.
19. yüzyılda modern tıbbın doğusuyla birlikte, uçucu yağların tıpta kullanımı reddedildi; ancak 20. yüzyılın başlarında Fransız ve italyan hekimler ve biyokimyacılar, özellikle de Rene Gattefosse, bilimsel araştırmalardan ve gelişmiş damıtma tekniklerinden yararlanarak, bugün tüm dünyada yaygın olarak benimsenen modern aromaterapiyi oluşturdular.
Uçucu yağlar
Uçucu yağlar, bitkilerin hoş kokulu özütleridir. Sabit yağlardan (zeytinyağı, ayçiçeği yağı gibi) iki yönden farklıdırlar; uçucu yağlar damıtılabilir ve kâğıt üzerinde yağ izi bırakmazlar. Uçucu yağlar, oda sıcaklığında havaya karıştığında buharlaşır ve sabit yağlar gibi suda çözünmez.
Uçucu yağlar, tedavi edici özelliklerinin ve kokularının ortaya çıkmasını sağlayan birçok bileşikten oluşur. En yaygın bileşikler; alkoller, aldehitler, esterler, fenoller, nitrojen ve sülfür bileşenleri gibi kimyasal maddelerdir. Ancak bunlar tek başlarına değil, bileşim halinde tedavi edicidir. Bu nedenle de uçucu yağlar, bitkinin tümünden (kabuk, çiçek, tohum, yaprak ve kök), içindeki hiçbir maddeyi kaybetmeyecek biçimde çıkarılır.
Uçucu yağların niteliği, bitkinin yılda kaç kez ürün verdiğine, toprağın yapısına ve iklime bağlıdır. Bitkiden elde edilen yağ miktarı, yaklaşık yüzde 0,1-10′dur.
Uçucu yağların bitkiden çıkarılması için çeşitli yöntemler vardır. En yaygın yöntem, damıtma (ateş, buhar ya da vakumla), meyve yağlarında suda bekleterek yumuşatma, uçucu çözücülerle çözündürme ve preslemedir. Bu yağların maliyeti, büyük ölçüde niteliklerine, kullanılabilirliklerine, yetiştirme ve çıkarma yöntemlerine bağlıdır. Yalnızca yüzde yüz saf yağların tedavide kullanımının uygun olduğu düşünülmektedir.
Aromaterapistler, uçucu yağları tedavi edici özelliklerine göre sınıflandırmaktadır. Uçucu yağların çoğu, antiseptiktir.
Aromaterapisler, uçucu yağları uçuculuklarına göre aşağıdaki gibi sınıflandırmaktadır:
Hızlı etki eden, vücudu ve duyguları en fazla uyaran yağlar (bergamot, limon, okaliptüs gibi).
Orta derecede uçucu ve vücut işlevlerini etkileyen yağlar (papatya, lavanta ve nane gibi).
Yavaş buharlaşan ve gevşetici, rahatlatıcı etkisi olan yağlar (sandal ağacı, paçuli ve ylang ylang gibi).
Kullanım yöntemleri
Aromaterapide uçucu yağların tedavi edici etkisinden, çok çeşitli yöntemlerle yararlanılmaktadır. Bunlar, aşağıdaki gibi sıralanabilir:
Banyonun (tüm vücut, oturarak, eller ya da ayaklar) uykusuzlukta, kas hastalıklarında, dolaşım sorunlarında, vajinal iltihaplarda, romatizmada ve eklem iltihabında yararlı olduğu düşünülmektedir. Banyo suyuna, birkaç damla yağ eklenir.
Yakılarak buharlaştırılıp Sakinleştirici etkisi olan bu buharlar, solunum sorunlarında, kaygı bozuklukları ve depresyonda yararlı olabilmektedir.
Kompres yapılır. Bu yağlardan eklenmiş ılık suyla yapılan kompresin, yara ve eziklerde, kas sorunlarında ve baş ağrısında yararlı olduğu düşünülmektedir.
Uçucu yağların solunum yoluyla kullanımları, aromaterapistler tarafından solunum sorunları ve deri hastalıklarında önerilmektedir. Bu yöntemde yağ, ılık suya konarak ya da bir mendile damlatılarak solunur.
Uçucu yağlar şekere, bala, suya, şaraba ya da çaya konarak alınabilir. Ancak, sindirim yoluyla alınması zararlı olan yağlara dikkat edilmelidir (bunun için sonraki sayfadaki Uyarı kısmına bakınız). Bu yöntem, sindirim sorunlarında, sistitte ve âdet güçlüğünde kullanılmaktadır.
Masaj, kas sorunlarında, romatizma, eklem iltihabı, dolaşım sorunları, deri hastalıkları, depresyon, kaygı ve baş ağrılarında önerilmektedir. Bu yöntemde uçucu yağ, soğuk pres yapılmış kayısı çekirdeği, tatlı badem ya da üzüm çekirdeği gibi, taşıyıcı görevi gören bir sabit yağa eklenir. Az miktarda buğday yağı ya da E vitamini, oksitlenmeyi önler.
Tedavi amacıyla yaygın olarak kullanılan yağlar, aşağıdakilerdir:
Lavanta; uykusuzluk, baş ağrısı, depresyon, kaygı, yanıklar, yaralar, halsizlik ve böcek sokmalarında kullanılmaktadır.
Okaliptüs; solunum yolu enfeksiyonlarında, ateş, halsizlik, kramplar, yaralar ve deri ülserlerinde kullanılmaktadır.
Gül; dolaşım bozuklukları, baş ağrısı, genel halsizlik, bellek zayıflığı, kas ağrıları için kullanılmaktadır.
Çay ağacı; solunum yolu enfeksiyonları, deri hastalıkları, mantar, yaralar ve böcek ısırmalarında kullanılmaktadır.
Nane; sindirim bozuklukları, baş ağrısı, grip ve soğuk algınlığı için kullanılmaktadır.
Papatya; sindirim bozuklukları, kadınlarda üreme sistemiyle ilgili bozukluklar, kas ve romatizma ağrıları, gerginlik ve uykusuzluk için kullanılmaktadır.
Yasemin; âdet güçlüğü, gerginlik, depresyon, ilgisizlik (apati) ve cinsel güç azalması için kullanılmaktadır.
Sandal ağacı; üreme sistemi, solunum sistemi, deri enfeksiyonları için kullanılmaktadır.
Adaçayı; kadınlarda üreme sistemiyle ilgili bozukluklar, halsizlik, depresyon ve sinirsel hastalıkları için kullanılmaktadır.
Uyarı
Uçucu yağlar, bazıları çok zehirli ya da cilde zararlı olduğundan dikkatli kullanılmalıdır. Aşağıdaki noktalara dikkat edilmesi gerekir:
• Bir uzman tarafından önerilmedikçe, sindirim yoluyla alınmamalıdır.
• Gebelerin, yüksek tansiyonu olanların ya da sara hastalarının, mutlaka bir uzmanın gözetiminde kullanmaları gerekir.
• Herhangi bir uçucu yağı cilt için kullanmadan önce, küçük bir miktarla alerji testi yapılmalıdır.
• Her zaman sulandırarak kullanılmadır.
• Uzun süre kullanılmamalıdır.
• Hastalık belirtileri aromaterapi ile geçmezse, bir hekime başvurulmalıdır.

0 comments
Add your comment