Birçok eski kültürde hastalık, ruhun yitirilişinin bir sonucu olarak görülmekteydi ve darısın hasta kişiyi kendine döndürmenin ve yaşam enerjisini tekrar kazandırmanın en önemli yolu olduğuna inanılırdı.
Çağdaş Batı toplumlarında dans tedavisinin öncüsü ise dansın duyguları dışa vurmanın bir biçimi olduğunu savunan Isadora Duncan oldu. Ayrıca 1920′lerde ABD’de, Rudolph van Laban’ın da bu tedavi biçiminin başlatılmasına katkısı olmuştur. Dansçı ve kuramcı olan Laban, hareketin uzam ve dinamiklerini keşfederek, insanın bütünlüğüne ilişkin, hareketi temel alan ve bilinç ve bilinçdışı süreçleri yansıtan bir model sundu.
II. Dünya Savaşı’ndan sonra, savaştan psikolojik yaralarla dönen çok sayıda kişinin tedavisi, grup çalışmasına uygun olabilecek, çok sayıda yaratıcı tedavi biçiminin ortaya çıkmasına yol açtı. Washington DC’de Marian Chace, psikiyatri hastalarının tedavisinde dansı kullanmış ve bunun, özellikle içedönük kişilerin tedavisinde çok etkili olduğunu görmüştü. Chace, dansı, temel insan gereksinimlerini karşılayan iletişimin bir biçimi olarak görüyordu. Dansçıların da psikozlu hastaların da, duygu ve düşüncelerinin iletimi için sembolik beden hareketlerini kullandıklarını gördü. Ayrıca farklı tanı kategorileri için hareket örüntüleriyle ilgili bir çalışma yaptı.
Uygulama
Dans tedavisi, bedenle zihnin karşılıklı ilişki içinde olduğu varsayımına dayanır. Psikolojik tedavi uygulamalarında dans duygularda, davranışlarda, bilinçte ve fiziksel işlevlerde değişim yaratmak amacıyla kullanılır. Her gün, hastaların kendileri ve diğer insanlarla olan ilişkileri hakkında bir şeyler öğrenmelerine yardım edecek yaratıcı hareketler yapılır.
Günümüzde dans tedavisinin uygulanma biçimi farklılık göstermektedir. Ancak tedavinin temeli genellikle, kendini keşfetme üzerine odaklanır; hastalar kendileriyle ilgili nedenleri, duyulan vb. buldukça ve ifade ettikçe hareketleri geliştirirler.
Bu tedavi biçiminde, yetenek ya da deneyim gerekmediği gibi, hareketlere uyma ya da tam olarak gerçekleştirme zorunluluğu da yoktur. Bu tedavinin, bedene ve kişinin kendine ait imajına ilişkin olumlu bir farkındalığın gelişmesi, öfke denetimi, iletişim becerisinin gelişmesi, yaratıcılık ve mutluluğun uyarılması gibi yararları vardır. Bununla birlikte, özellikle davranış ve öğrenme sorunları olan ya da fiziksel sakatlığı olan çocuklarda da çok etkilidir.
Dans tedavisi, psikiyatri hastanelerinde, ruh sağlığı kliniklerinde, özel okullarda ve özel sağlık kuruluşlarında kullanılmaktadır.
Dans tedavisi uygulayanlar, çeşitli duygusal bozukluklarda, otizmde, zeka geriliğinde, sinir sistemi hastalıklarında, yaşlılarda, fiziksel travması olanlarda, cinsel tacize uğramış kişilerde ve madde bağımlılığı tedavisi gören kişilerde bu tedavi biçiminin yararlı olabileceğini düşünmektedir. Ayrıca stresin giderilmesi ve fiziksel işlevlere yardımcı olmak amacıyla koruyucu sağlık programlarında da bu yöntem kullanılabilir. Bu tedavi biçimi, daha çok grup terapilerinde yaygın olarak kullanılmaktadır.
Home > Sağlık > Sağlık Ansiklopedisi > Sağlıklı Kalmak > DANS TEDAVİSİ
