GEBELİKTEN KORUNMA

Gebelikten korunma (doğum kontrolü), basitçe, gebe kalmamak için alınan herhangi bir önlemdir. Gebelikten yüzde yüz korunmanın tek yolu, dölyolu (vagina) aracılığıyla cinsel ilişkiden kaçınmaktır. Gebeliğin oluşması için, kadının yumurtaları, erkekten gelen sperm dolu meniyle temas etmelidir. Doğal gebelikte, meni dölyolunda birikir. Sonra, yumurtayı döllemek üzere dölyatağı boynu ve dölyolu boyunca ilerler. Döllenen yumurtanın ise dölyolunun içyüzüne (endometriyum) yerleşmesi gerekir.
Doğum kontrolü (terim, ilk olarak 1915′te, reformcu Margaret Sanger tarafından kullanılmıştır) ile ilgili yazılı ilk bilgiler, MO 1550′lerin Mısır’ına dek uzanır. Yaşlı Plinius ve Efesli Soranus gibi klasik yazarlar, cinsel ilişkiden sonra dölyolunun yıkanması gibi yöntemleri yazmışlardır. Bu alandaki en önemli gelişme, önceleri hayvan bağırsaklarından yapılan kondomla (prezervatif) sağlanmıştır. Dölyolunu kapatan diyafram ve lastik başlık gibi araçlardan ise, 1823′te Alman hekim F. A. Wilde söz etmiştir. Vazektomi (aile planlaması için erkekte sperm iletimini sağlayan kanalların bağlanması işlemi), 19. yüzyılda kullanılmış, kadınlarda uygulanan ve kayıtlara geçen ilk kısırlaştırılma ise 1881 yılında gerçekleştirilmiştir. 1960′larda, hemen hemen doğum kontrol haplarının kullanılmaya başlamasıyla aynı yıllarda ise Avustralyalı çift Billing’ler, döllenme zamanlarını belirlemek amacıyla, dölyatağı boynundan gelen mukus salgısındaki değişiklikleri izlemişlerdir.
Kişilerin, yaşam biçimlerine, tıbbi geçmişlerine ve gelecek planlarına en uygun doğum kontrol yöntemini saptayabilmek için bir uzmana danışmaları gerekir.

Dölyatağı içi araçlar
Bu araçlar, gebeliğin önlenmesi amacıyla, dölyatağının içine yerleştirilen küçük araçlardır. Nasıl çalıştığı tam olarak bilinmemektedir; ancak dölyatağındaki yabancı bir cismin gebeliği önlediği görülmektedir. Bu araçlar, plastikten, metalden ya da başka bir maddeden yapılmıştır ve dölyatağına steril bir ortamda bir uzman tarafından yerleştirilmektedir. Bu araçları kullanmasına karşın gebe kalan kadınların oranı, %1-6′dır.

Sperm durdurucu araçlar
Bunlar, kondom, diyafram ve lastik başlık gibi araçlardır.
Erkeklerin kullandığı kondom. meniyi tutan ve biriktiren, böylece dölyoluna girişini önleyen, plastik bir kılıftır. Kadınların kullandığı kondom ise, silikondan yapılmış ince bir zardır ve kadın cinsel organının dışını kısmen ya da tamamen kapatarak meninin girişini önler.
Diyafram ve lastik başlıklar, dölyolunun içine yerleştirilerek dölyatağına girişi kapatır. Bunlar, çeşitli boyutlarda olabilmektedir ve bir uzman tarafından yerleştirilmelidir. Aile planlamasıyla ilgili birçok klinik ve hekim, bunlarla birlikte sperm öldürücü ilaçların da kullanılmasını önermektedir. Bu yöntemler, dikkatli kullanıldığında, dölyatağı içi araçlar kadar etkilidir.

Yumurtlama dönemlerinin izlenmesi
Çeşitli biçimlerde açıklanan (yumurtlama döneminde cinsel ilişkiden kaçınma, Billing yöntemi, ritim yöntemi, ısı yöntemi vb) bu yöntemin temeli, yumurtlama döneminde cinsel ilişki kurulmamasıdır.
Âdet çevriminde kadının vücudunda oluşan değişiklikler, yumurtlama döneminin saptanmasına yardımcı olabilir. Dölyatağı boynundan gelen mukus salgısı, östrojen hormonunun etkisiyle değişir ve kadının en doğurgan olduğu zaman daha fazla, daha saydam ve yapışkandır. Özel bir termometreyle ölçüldüğünde, vücut ısısının da yaklaşık üç gün boyunca biraz yükseldiği görülür. Birçok kadının âdet çevrimi düzenlidir. Âdet çevrimleri düzenli olan kadınlar, gebe kalma olasılığının yüksek olduğu dönemleri de bilebilirler. Gebe kalma oranları, kullanılan yönteme ve çiftlere göre çok değişmektedir.

Gebeliği önleyici hormonlar
Dünyada 70 milyondan fazla kadın, bu yöntemi kullanmaktadır. Bu yöntem, düzenli olarak kullanılan doğum kontrol hapları, deri altına yerleştirilen ve vücuda yavaş yavaş hormon veren araçlar, hormonun kas içine verilmesi ya da hormon içeren ve rahmin içine yerleştirilen araçlar gibi çok farklı biçimlerde uygulanabilmektedir. Doğum kontrol haplarından bazıları, östrojen-progestin (progesteron) bileşimi içerir, bazılarında ise yalnızca progestin vardır. Bileşik doğum kontrol hapları, yumurta oluşumunu önler; bu iki tür doğum kontrol hapı da dölyatağı boynunda mukusu kalınlaştırarak spermlerin yumurtaya ulaşmasını önlemektedir. Ayrıca, döllenmiş yumurtanın dölyatağına yerleşmesini de önlemektedir. Bileşik doğum kontrol hapları, doğru kullanıldıklarında, gebeliğin önlenmesinde % 99′dan fazla etkilidir. Diğer tür doğum kontrol haplarında ise bu oran daha düşüktür.
Vücuda progestin verilmesi ise yumurtlamayı durdurur, yani gebeliğin önlenmesinde kuramsal olarak en etkili yöntemdir. Deri altına yerleştirilen gebeliği önleyici araçlar sanayileşmiş tüm ülkelerde bulunmamaktadır. Bu araçlar da çok etkilidir ve dölyoluna yerleştirilen halkalar ya da dölyatağının içine yerleştirilen ve vücuda hormon veren araçlar gibi, istendiği zaman çıkartabilmektedir. Gebeliğin önlenmesi için erkeklerin kullanabileceği haplar ve kas içine hormon verilmesi gibi yöntemler üzerinde çalışılmakta ve araştırmalar sürmektedir.
Acil durumlarda kullanılan haplar (ertesi gün hapı da denir) ise vücuda kısa süreli hormon verilmesi temeline dayanmaktadır. Bu hapların, korunmasız cinsel ilişkiden sonraki 72 saat içinde kullanılması gerekmektedir. Bu hormonlar, yumurtlamayı geciktirmekte ve dölyolunun içini kaplayan dokuyu değiştirmektedir. Bu yöntem doğru uygulandığında gebe kalma oranı yüzde 5′ten daha azdır. Bu tür durumlarda dölyolunun içine yerleştirilerek kullanılan araçlar ya da bakır spiraller, korunmasız cinsel ilişkiden sonraki beş gün içinde uygulanırsa hem o süre içinde oluşabilecek bir gebeliği önlemekte, hem de sürekli bir koruma sağlamaktadır.

Doğum kontrol hapları
Günümüzde en yaygın kullanılan doğum kontrol hapları, düşük dozda östrojen ve progesteron hormonu içeren bileşik haplardır. Yalnızca progesteron içeren doğum kontrol hapları da vardır; ancak bunlar, çoğunlukla bileşik doğum kontrol haplarında ters etki görüldüğünde kullanılmaktadır. Bileşik doğum kontrol haplarından bazıları, kullanım dönemi sonuna kadar aynı oranda östrojen hormonu içerirken, bazılarında bu oran değişmektedir. Bunun nedeni, hormon oranlarında, doğal hormon dengesine en yakın miktarın sağlanmaya çalışılmasıdır.
Doğum kontrol haplarındaki östrojen ve progesteronun, ağızdan alınabilecek, ama etkinliğini sürdürebilecek bir biçimde olması gerekir. Çünkü doğal hormonlar ağızdan alındığında, genel kan dolaşımına karışmadan önce karaciğerde parçalanır.
Sentetik hormonlar, doğal hormonlara çok benzer, ancak bu sorunun çözülebilmesi için molekül yapıları biraz değiştirilir. Östrojen, etinil estradiol ya da mestranoldür. En yaygın kullanılan sentetik progesteronlar ise levanorgestrel, norgestrel ve noretindrondur.
Doğum kontrol hapları, genellikle 21 gün kullanılır, sonra 7 gün ara verilir; bu arada hormon geri çekilmesinden kaynaklanan kanama gerçekleşir. Bu süreç, doğal âdet çevrimine benzer; ancak aynı değildir. Kanama istenmeyen bir zamanda gerçekleşecekse, bu düzen değiştirilebilir. Bazı kadınların, doğum kontrol haplarını bu çevrime göre değil, sürekli aldıkları, böylece sorun olarak gördükleri bu kanamaları önlediği de söylenmektedir. Normal âdet çevriminin ilk yarısında (foliküler aşama), hipofız bezinden salgılanan folikül uyarıcı hormonun (follicular stimulating hormone-FSH) etkisiyle yumurtalıklarda birkaç folikül (küçük kese şeklinde salgı bezi) oluşur. Bu foliküller, östrojen miktarını artırır, bu da, hipofız bezinden salgılanan ve yumurtlamayı sağlayan sarartıcı hormonda (luteinising hormone- LH) bir yükselmeye neden olur. Doğum kontrol haplarındaki öslrojen ve progesteron miktarları da, foliküler aşamanın başlangıcındaki miktarlara çok yakındır.
Normal âdet çevriminde östrojen düzeyi, foliküler aşamada yaklaşık 6-10 kat artar; ancak doğum kontrol haplarında böyle bir şey olmaz. Ostrojen ve progesteron düzeylerinin düşük olması, hipofiz bezinden salgılanan FSH ve LH üretimini artırır, bu da yumurtalığın işlevlerini baskılayarak yumurtlamayı önler.
Doğum kontrol hapları, yumurtalıkların yanı sıra, üreme sisteminin diğer kısımlarını da etkiler. Progesteron, dölyatağı boynunda mukusu kalınlaştırarak sperm geçişini önler; hem östrojen, hem de progesteron, fallop borularının hareketini etkiler ve bu eşey hücresinin (üreme hücresi; gamet) ya da döllenmiş yumurtanın (zigotun) aktarımını sağlar. Gebelik önleyici ilaçlar kullanıldıktan sonra, endometriyumda, döllenmiş yumurtanın yerleşmesini önleyen değişiklikler meydana gelir, ayrıca endometriyum kalınlaşır. Doğum kontrol haplarının kullanımına son verilince, endometriyum eski haline gelir ve kadınların büyük bir çoğunluğunda, 3-6 ay arasında normal yumurtlama düzenine dönülür.
Yalnızca progesteron içeren doğum kontrol hapları, genellikle yumurtlamayı önlemez; ancak dölyatağı boynunda mukusta ve endometriyumda, yukarıda sözü edilen değişikliklere neden olurlar. Ayrıca, kadının üreme organlarındaki spermlerin işlevini önler.
Doğum kontrol haplarının en önemli üstünlüğü, % 100 güvenilir olmalarıdır. Zaman zaman görülen başarısızlıkların da yöntemin kendisinden değil, kullanıma uyulmamasından kaynaklandığı düşünülmektedir. Bu hapların, gebeliği önleme dışında, âdet bozukluklarını gidermek, yumurtalık kisti, romatizmal eklem iltihabı (romatoit artirit), dış gebelik ve leğenkemiğinin iltihaplı hastalıklarını azaltmak gibi yararları da vardır. Ayrıca, endometriyum ve yumurtalık kanseri riskini de azaltmaktadır. Doğum kontrol haplarıyla ilgili olarak bildirilen en ciddi dezavantaj ise, bazı kişilerde kalp-damar hastalıklarına neden olmasıdır. Bunlar, anormal kan pıhtıları (tromboembolizm), felç ve kan basıncında yükselme gibi durumlardır. Bu riskler, yaşla birlikte biraz artmakta; ancak sigara içmeyen kişilerde ve ilacın dozu düşürülerek önemli ölçüde azaltılabilmektedir. Geçmişte bildirilen sorunların birçoğunun başka nedenlerden kaynaklandığı ya da düşük dozlarda önemsiz hale geldiği gösterilmiştir. Bazı ilaçlar (antibiyotikler ve konvülsiyon önleyici ilaçlar gibi), doğum kontrol haplarının etkisini azaltabilmektedir.

Sperm öldürücü ilaçlar
Bu ilaçlar (spermisit), spermleri öldürür ya da hareketsizleştirir. Bu ilaçların, cinsel ilişkiden en az 15 dakika önce dölyoluna uygulanması gerekir. Sperm öldücü ilaçlar; köpük, krem, jel, zar ya da fitil vb biçimlerde bulunmaktadır. Ayrıca, ilaçlı sünger biçiminde de olabilmektedir. Bu yöntem, sperm durdurucu yöntemlerle birlikte kullanılabilir. Tek başına kullanıldığında, başarısızlık oranı % 30′dur.

Dışarı boşalma
Bu yöntem, cinsel ilişki sırasında, boşalma anından önce penisin dışarı çıkarılmasıdır. Bu yöntemde başarı oranı çok düşüktür ve önerilmemektedir.

Loğusa yöntemi
Bu da, başarı oranı çok düşük bir “yöntem”dir. Birçok kişi tarafından doğal doğum kontrol yöntemi olarak kullanıldığı düşünülmektedir. Bu yöntem, emzirilen bebek günde en az 5 kez emziriliyor ve katı yiyeceklerle beslenmiyorsa, kadın da âdet görmeye başlamamışsa başarılı olabilmektedir.

Kısırlaştırma
Kadınlarda ve erkeklerde kalıcı kısırlaştırma, yaygınlaşmaya başlamıştır. Kadınlarda kısırlaştırma işlemi, iki fallop borusu da (spermlerin yumurtaya ulaşmasını sağlar) kapatılarak (bağlanarak) yapılmaktadır. Bu, karından açılan bir kesiden endoskopiyle (iç organların kamera sistemiyle görüntülenmesi) yapılan bir ameliyattır ve günümüzde yaygınlaşmaya başlamıştır. Erkeklerde ise, erbezlerinden sperm taşıyan borucukların kapatıldığı, vazektomi denilen yöntem kullanılmaktadır. Bu, erbezi torbalarının ön kısmında açılan küçük bir kesiden yapılan, basit bir ameliyattır.
Uygulanan bu yöntemlerden geri dönüş oranı % 70′e kadar yükselebilmektedir; ancak bir gün çocuk sahibi olmak isteyen kişilere, bir doğum kontrol yöntemi olarak önerilmemektedir.


0 comments

Add your comment

Nickname:
E-mail:
Website:
Comment:

Contacts and information

Social networks

Most popular categories

Kadın
© 2011 Mutlukal forum forum All rights reserved.
Plugin from the creators of Brindes Personalizados :: More at Plulz Wordpress Plugins