Pulmoner gövde veya pulnıoner atardamar kalbin sağ tarafından kirli (venöz) kanı akciğerlere taşıyan büyük damardır. Kalbin sağ karıncığındaki kan, kalp kası gevşediğinde kanın karıncığa geri kaçmasını önleyen pulmoner kapaktan pulmoner gövdeye gönderilir. Pulmoner gövde oldukça kısadır, yaklaşık 2-3 santimetredir. Sağ ve sol pulmoner atardamarlara ayrılarak akciğerlere girer. Doğum öncesi hayatta pulmoner gövde, kanın kalbin sağ taralından aorta gitmesini sağlayarak, şişmemiş akciğerleri baypas etmesine yarayan bir kanal ile (ductus arteriosus) aorta bağlanır. Doğumdan sonra kanal kapanır, yerine ligamentum arteriosum denilen bir bağ kalır.
Pulmoner alveol olarak da bilinen bir alveol, akciğerde kanın karbondioksitle oksijeni değiştirdiği küçük hava boşluklarından birisidir. Her insan akciğerinde üzüm salkımları gibi gruplanmış 300 milyon kadar alveol vardır. Solunan hava ağız veya burundan girer, boğaz, gırtlak ve soluk borusundan (trakea) geçer ve sağ ve sol bronşlar yoluyla akciğerlere girer. Küçük havayolları daralır ve alveoler keselerde sonlanan alveoler kanallara bölünürler. Alveoller akciğerlere yaklaşık 93 metrekare oları çok geniş bir yüzey sağlar ve her birinin içindeki ince duvarlı kılcal damarlar gazların (karbondioksit ve oksijen) difüzyon (moleküllerin yüksek bağımlılıktaki bölgeden düşük yoğunluktaki bölgeye geçişi) ile değişimine aracılık ederler.
Soluk borusu (trakea), alt ucunda iki geniş hava tüpüne bölünür. Sağ ana bronş sağ akciğere gider ve sol ana bronş ise sol akciğeri besler. Soluk borusundan sağ ana bronş aracılığıyla giden yol soldakinden daha dik, geniş ve kısadır; bu yüzden solunan yabancı cisimler daha çok sağ akciğere gider. (daha fazla…)
Alveoller kan ve solunan hava arasında gaz değişiminin yapıldığı bölgelerdir. Alveol duvarları olağanüstü incedir; bir milimetrenin yüzde biri kadar ve kan dolu ince duvarlı kılcal damarlar ile zengin beslenmeye sahiptir. Kalbin sağ tarafından gelen yüksek karbondioksit ve düşük oksijenli venöz kan akciğerin kılcal damarlarından akar. Bu sırada kandaki karbondioksit alveoller içindeki hava boşluklarına, hava boşluklarmdaki oksijen de kana geçer. (daha fazla…)
Akciğerin her soluk alındığında yani inspirasyonda genişlemesinin büyük bir kısmı göğüs ve karın boşluklarını ayıran kas olan diyaframın kasılması ile olur. Akciğerlerde soluk verilmesi esas olarak soluk alma sırasında akciğerler ve göğüste oluşan esnek gerilimin pasif olarak geri çekilmesi ile olur. Akciğerin genişlemesinin bir kısmı interkostal kaslar tarafından yapılır, bunlar kaburgalar arasındaki boşluklarda yer alırlar ve kaburgaları aktif olarak yükseltebilir veva alçaltabilir. Akciğerler sıkışıp genişledikçe, içlerindeki basınç da dış atmosferik basınca oranla yükselir veya düşer. Akciğer zarı keseleri dış atmosferden daha düşük bir basınçtadırlar. Bu, göğüs şiştiğinde veya diyafram aşağı indiğinde havanın basıncı eşitlemek için içeriye akarak akciğerleri şişirmesini sağlar. (daha fazla…)
Akciğerler göğüste çift halde bulunan ve atmosfer ile kan arasında gaz değişiminden sorumlu organlardır. Solunan oksijen kana taşınır ve karbondioksit dışarı verilir. Akciğerler düzgün sürtünmesiz bir yüzey sağlayarak göğüs kafesi içinde serbestçe hareket etmelerine olanak tanıyan akciğer zarı keseleri ile sarılıdır. İki akciğer zarı kesesi arasında akciğerlerle sarılmış olarak mediyastin yer alır. Mediyastin içinde kalp, yemek borusu, soluk borusu, başlıca damar ve sinirler vardır. (daha fazla…)
Kor pulmonale kalbin sağ yanının genişlediği, zayıfladığı ve iflas edebileceği bir durumdur. Pulmoner (akciğer) dolaşımındaki yüksek kan basıncının, sağ karıncığı (akciğerlere kan pompalar) fazla çalışmaya zorlamasından kaynaklanır. Genelde pulmoner dolaşımdaki yüksek kan basıncı kronik bronşit (bronşların iltihaplanması) veya amfizem gibi akciğer hastalıklarından kaynaklanır. (daha fazla…)
Pulmoner ödem en sıklıkla kalp yetmezliğine bağlı olarak akciğerlerde sıvı toplanmasıdır. Pulmoner ödem ayrıca aşırı sıvı yüklemesi durumunda da meydana gelebilir; örneğin hastanede çok fazla damar içi sıvı verilen birisinde. Anaflaktik (yaşamı tehdit edici aşırı duyarlılık durumu) şok gibi büyük bir alerjik reaksiyondan da kaynaklanabilir. Kalp kası zayıfladığında, atardamar sistemine kan pompalamayı başaramaz hale gelir; bu yüzden akciğerlerin toplardamarlarında, yani pulmoner toplardamarlarda basınç yükselir. Bu da, akciğerdeki hava boşluklarına sıvı sızması ile sonuçlanır. (daha fazla…)
Kalp yetmezliği iniyokart enfarktüsünün (kalp krizi), miyokarditin (kalp kasının hastalığı), mitral veya ana atardamara ait kapaktaki hastalığının veya diğer kalp hastalıklarının komplikasyonu olabilir.
Kalp tamponadı (perikart tamponadı da denir) kalp zarı içinde (kalbi saran kese) kan veya sıvının biriktiği, kalp üzerinde basınca sebep olan, potansiyel olarak hayati tehlike içeren bir durumdur. Karıncıkların tamamen genişlemesini engeller; böylece yeterince kan dolaşmaz veya pompalanamaz. Bu durum kalp kasnıdaki kan damarlarını koparan bir yaradan, kalp zarının bakteriyel veya viral bir iltihabından veya kalp zarına yayılan bir kanserden kaynaklanıyor olabilir. Ayrıca göğse uygulanan radyasyon tedavisinden, tiroid bezi tembelliği veya sistemik lupus eritematozus’tan (SLE) da kaynaklanabilir. (daha fazla…)
| Pts | Sal | Çar | Per | Cum | Cts | Paz |
|---|---|---|---|---|---|---|
| « Oca | ||||||
| 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | ||
| 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 |
| 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | 19 |
| 20 | 21 | 22 | 23 | 24 | 25 | 26 |
| 27 | 28 | 29 | ||||