Kalp, göğsün orta çizgisinde, akciğerlerin arasında yer alır; perikardiyum denilen çift katlı bir zarla çevrilidir. Kalp, tek yanı üzerinde yatan, ucu ileriyi ve sol tarafı gösteren bir piramide benzer. Sağ ve sol kulakçıklar arkada; sağ ve sol karıncıklar ise önde bulunur. Sağ ile sol kulakçığı ve sağ ile sol karıncığı bir bölme ayırır. Bu bölmenin ceninde anormal gelişimi, kulakçıklar arasında bulunan kas yapılarındaki veya karıncıklar arasında bulunan kas yapılarındaki defekt olan “kalp deliklerine” neden olur. (daha fazla…)
Dolaşım sistemi, kapalı bir zincir oluşturan kalbi ve kan damarlarını içerir. Kalbin dört odası vardır. İki pompasından, sol ve sağ kalp karıncıklarından dışarı kan pompalar ve dönen kanı sol ve sağ kalp kulakçığından toplar. Kan, kalp karıncığından dışarı, atardamar yoluyla, çıplak gözle görülemeyen, kılcal damar denen küçük kan damarları ağının içine pompalanır. Çevredeki dokularla gaz ve besin alışverişinden sonra kan, kalp kulakçığına toplardamarlar aracılığıyla döner. (daha fazla…)
Otonom sinir sistemi, sinir sisteminin görece otomatik olan bedensel işlevleriyle ilgili olan kısmıdır. Vücudun sabit iç çevresini ve düzenli kalp atış hızıyla kan basıncını koruma eğilimi, homeostaz olarak adlandırılır. Birçok vücut sistemi homeostaz katkıda bulunurken, otonom sinir sistemi, büyük olasılıkla, en önemli olanıdır. Otonom sinir sisteminin etkinliklerinin çoğunluğu biz farkına varmadan gerçekleşir ve bu nedenle sistem istemsiz sinir sistemi olarak da adlandırılabilir. Yine de bazı bedensel işlevler bilinçli hareketlerle etkilenebilir. Rahatlama terapisinin kan basıncı üzerindeki etkisi bunun bir örneğidir. (daha fazla…)
iğnelenme (parestezi), çoğunlukla el ve ayak derisinde hissedilen karıncalanma ve iğne batması hissidir. Derinin o bölgesini besleyen çevresel sinirdeki bir sorundan kaynaklanır. Genellikle, sorun sinir üzerinde baskıdır ve vücudun duruşu değiştirildiğinde ve baskı kaldırdığında kaybolur. Bazen baskı başparmakta, işaret parmağında ve orta parmakta iğnelenmeye neden olan karpal tünel sendromunda olduğu gibi, sinirin kapalı bir yere kıstırılmasından kaynaklanır, iğnelenme ayrıca şeker hastalığı ve böbrek yetmezliği gibi, sinirleri etkileyen hastalıklarda da ortaya çıkar.
Hissizlik, vücudun bir kısmında algılama yetisinin yitmesidir. Çoğunlukla çevresel sinir zedelenmesi veya bozulmasına bağlıdır, ancak merkezi sinir sistemi (beyin ve omurilik) yaralanmalarından da kaynaklanabilir. (daha fazla…)
Felç, vücudun bir kısmını hareket ettirme yeteneğinin yitirilmesidir. Bir veya birkaç kasın kasılma yetersizliğinden kaynaklanır ve genellikle beyinde, omurilikte, bir sinir veya kasta yaralanma sonucunda oluşur. Kısmi veya tanı olabilir ve genellikle duyu kaybıyla birlikte görülür. (daha fazla…)
Tremor, nörolojik nedenlerle bazı kasları besleyen sinirin engellenmesi sonucu vücudun tamamının ya da bir kısmının istemsiz titremesidir. Tremorlar, Parkinson hastalığı veya alkolün neden olduğu beyin hasarı gibi birçok nörolojik hastalıkta ya da psikoz durumlarında kullanılan ilaçlar gibi ilaçların yan etkisi olarak görülür. Eğer görülebilir bir nedeni yoksa, hastalık temel tremor olarak bilinir. Tremor bütün vücudu etkileyebilir veya baş, eller, kollar veya göz kapakları gibi yalnızca bazı alanları etkiler. Tremor zaman zaman veya düzenli aralıklarla ortaya çıkabilir. Tremor çoğunlukla istemli hareketle veya duygusal stresle kötüleşir ve uykuda ortadan kalkar. Alkol tüketiminden sonra artabilir. (daha fazla…)
Bedenin herhangi bir bölümündeki yaralanma veya hastalığa bağlı olarak sinir yollarında oluşan geçici veya kalıcı rahatsızlık, duyu kaybı, karıncalanma veya istemsiz hareketler gibi nörolojik belirtilere neden olabilir.
Merkezi sinir sistemi hastalığı olan Tourette sendromu, çoğul motor ve ses tiklerinin sonucu olarak, ani seslerin ve hareketlerin istemsiz olarak oluşmasıdır. Hareketler amaçsızdır ve genelde gün içinde birçok kez tekrarlanır ancak uyku sırasında yatışır. Bazen, bu sendromun bir parçası olarak sövgü sözleri anlamsızca tekrarlanır. Belirtiler sık sık değişebilir ve yoğunluğu çeşitlidir; stres ve endişeye bağlı olarak kötüleşir. Hatta çocuklarda belirtiler tıbbi muayeneden hemen önce kaybolabilir. (daha fazla…)
Çoğunlukla soğuktan; bazense duygusal duruma bağlı olarak gerçekleşir. Çoğunlukla zararsız ve ağrısızdır; ancak el ve ayaklar renk değiştirdiğinden can sıkıcıdır. Daha çok kadınlarda görülen bir hastalık olan akrosiyanoz (vücudun uç kısımlarında morluk), 30 yaştan biraz önce başlar. En çok eller etkilenir; ancak ayaklarda da bu hastalık görülebilir. El ve ayaklarda mavileşmeye, üşümeye ve terlemeye neden olur. El veya ayakları ısıtmak pembe renklerini yeniden kazanmalarını sağlar. (daha fazla…)
| Pts | Sal | Çar | Per | Cum | Cts | Paz |
|---|---|---|---|---|---|---|
| « Oca | ||||||
| 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | ||
| 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 |
| 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | 19 |
| 20 | 21 | 22 | 23 | 24 | 25 | 26 |
| 27 | 28 | 29 | ||||