Boşaltım sisteminin yapısıyla düzeni, erkek ve kadında böbrekten idrar torbasına kadar aynıdır. Buna karşın, idrar kanalının leğen bölgesi içindeki konumu küçük farklılıklar gösterir. Örneğin, kadında idrar kanalı, rahmi besleyen atardamara oldukça yakındır. Rahmin alınması sırasında (histerektomi) cerrahlar, atardamarı sıkıştırıp keserken, idrar kanalına yanlışlıkla zarar vermemek için dikkatli olmak zorundadır.
Prostat, idrar torbasının boyun kısmının altında yer alır ve bir kas tabakasıyla desteklenen leğen bölgesi zeminine (boşaltım ve tireme organları diyaframı) yaslanır. Dış idrar kanalı, idrar torbasının boyun kısmından çıkar ve penise varmadan önce prostatla kas tabakaları tarafından oluşturulan zarı geçer; genellikle üç bölüme ayrılır: Prostat kısmı, zar kısmı ve penis kısmı. Erkeklerde dış idrar kanalı, hem sperm hem de idrar için ortak bir geçiş oluşturur ve üreme sistemiyle yakından ilgilidir. (daha fazla…)
Böbrek, sürekli olarak idrar üretir ve bu idrar, baş aşağı bir piramide benzeyen bir kas kesesi olan idrar torbasında biriktirilir. İdrarın idrar torbasından dışarı çıkmasını sağlayan dış idrar kanalı (uretra), kalça kemiğinin ön parçalarının birleştiği yerin (simfız pubis) hemen arkasında yer alan idrar torbasının boyun kısmından çıkar. İdrar torbasının arka yüzeyi, kalın bağırsağın son kısmının ön kısmında yer alır ve idrar kanalı idrar torbasına buradan girer. İki idrar kanalıyla dış idrar kanalının delikleri, üçgen şeklindeki bölgenin üç köşesini oluşturur. (daha fazla…)
Böbreğin idrarı toplayan ana bölümü, idrarı idrar torbasına taşıyan ve kastan ibaret bir kanal olan idrar kanalıyla (ureter) devam eder. Böbreğin idrarı toplayan ana bölümünde oluşan küçük böbrek taşları, özellikle böbreğin idrarı toplayan ana bölümüyle birleştiği yerde olduğu gibi, dar kısımlarında idrar kanalını hafifçe tıkayabilir. Tıkanıklığın üzerindeki düz kaslar, sertçe kasılarak taşı idrar borusuna itmeye çalışır ve yoğun ağrı dalgalarına neden olur (böbrek sancısı). (daha fazla…)
Böbrek, hem boşaltım hem de salgılama işlevlerini yerine getirir. Boşaltım işlevi: Böbrek, üre ve istenmeyen diğer metabolizma atıklarını ayırıp kanı süzer. Kandaki elektrolitlerin dengesini ve vücuttaki su miktarını korur. Böbreklerin su atımını çoğaltan idrar söktürücü ilaçlar, genellikle vücut içinde dolaşan su miktarını azaltmak için şiddetli olmayan yüksek tansiyon vakalarında ve kalp üzerindeki yükü hafifletmek için hafif kalp yetmezliklerinin tedavisinde kullanılır. (daha fazla…)
Böbreklerin her birinde, bir kabuk (korteks) ile bir iç kısım (medulla) vardır. Kabuk, süzme birimlerini (süzme üniteleri ve küçük kanallar) içerir. Medullaysa, biçimleri nedeniyle piramit olarak adlandırılan yaklaşık bir düzine böbreğin idrarı toplayan küçük bölümlerinden oluşur. Her bir piramit, kabuktaki süzme birimlerinin ürettiği idrarı toplayan toplayıcı tüpçükler kümesinden oluşur. (daha fazla…)
Böbrekler, karın bölgesinin arka kısmında ve omurların her iki yanında yer alır; böbrek kapsülünce kuşatılıp böbrek çevresi yağıyla çevrelenirler. Böbreklerin sonuncu kaburganın hemen altında yer alması, bazı böbrek hastalıklarının neden bel bölgesindeki omur kemikleriyle 12. kaburga arasındaki bölgede sancıya yol açtığını açıklar. Sağ böbrek, onikiparmakbağırsağının arkasında yer alır ve pankreasla midenin arkasında bulunan sol böbrekten hafifçe daha aşağıdadır. Kalın bağırsağın yukarı doğru yönelen ikinci bölümü ile inen kalın bağırsağı birleştiren çapraz kalın bağırsağın uçları, her iki böbreğin önünde yer alır. Böbreküstübezleri, her iki böbreğin üst ucunu örter.
Vücudun bütün hücreleriyle dokuları, oksijenle gıda maddeleri tüketip karbondioksitle atık madde üretir. Solunum sistemi, karbondioksitin vücuttan atılmasını sağlar. Atık maddeler ise böbrekler aracılığıyla kandan süzülür ve idrarla vücuttan atılır. Tuz (sodyum klorür) gibi inorganik bir bileşim, suda çözüldüğünde sodyum ve klorür iyonlarına ayrışır. Bu iyonlar, çözeltinin elektriği iletmesine olanak tanır ve bu nedenle elektrolit olarak adlandırılırlar. (daha fazla…)
Göğüs kafesi, hava geçirmez bir silindirdir; diyafram, tabanını oluşturur ve üst kapağı boynun köküdür. Göğüs kafesinin duvarı, omurganın göğüs kısmından göğüs kemiğine akan kaburgalardan oluşur ve üç tabaka kaburgalararası kaslarla birbirine bağlıdır. Nefes aldığımızda, kaburgalar omurga eklemlerinin çevresinde döner ve ön uçlarındaki göğüs kemiği yükselerek göğüs kafesinin önden arkaya ve her iki yana çapını artırır. Diyafram aşağı inerek göğüs kafesinin dikey boyutunu artırır. Göğüs boşluğunun kapasitesi artarak, göğüs içi basıncının atmosfer basıncının altına düşmesine neden olur. Hava, solunum yolları aracılığıyla akciğerlerde emilir. Eğer göğüs kafesinde büyük bir yara varsa bu, göğüs içi basıncı atmosfer basıncıyla eşitler ve bu mekanizmanın işlememesin sonucunu doğurur.
Bedendeki oksijensiz kan, kalbin sağ karıncığı tarafından akciğer atardamarları yoluyla akciğerlere pompalanır. Akciğer atardamarlarının dallan havayollarını izler ve gaz alışverişinin yapıldığı alveolleri çevreleyen kılcal damarlarda son bulur. Tekrar oksijenlenen kan, her akciğer için iki akciğer toplardamarına bölünen kılcal toplardamarlar tarafından toplanır ve kalbin sol kulakçığına döner; böylece burada vücuda tekrar pompalanabilir. (daha fazla…)
| Pts | Sal | Çar | Per | Cum | Cts | Paz |
|---|---|---|---|---|---|---|
| « Oca | ||||||
| 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | ||
| 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 |
| 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | 19 |
| 20 | 21 | 22 | 23 | 24 | 25 | 26 |
| 27 | 28 | 29 | ||||