Karaciğer sirozu karaciğer hücrelerinin ölümünü izleyerek fibroz doku üretiminin ve karaciğer hücrelerinin yığınlar veya nodüller halinde yeniden üretildiği bir hastalıktır. Nodüller, karaciğerin normal yapısını bozar ve kanın karaciğer içinde kolayca akmasını engeller. Siroz, aşırı ve devamlı alkol tüketimi sonucu oluşabilir. Bu hastalarda, karaciğer hücrelerindeki yıkımın nedeni, alkolün doğrudan zehirli etkisidir; bununla birlikte kötü beslenmenin etkisi de düşünülmelidir. (daha fazla…)
Karaciğer, parazitler, bakteriler veya mantarlar tarafından enfekte edilebilir, enfeksiyon cerahat dolu boşluklar (apseler) oluşması ile sonuçlanır. Karaciğer apseleri, bağırsakta divertiküliti (duvardan dışarıya doğru cepleşmiş yapının iltihabı) olan hastalarda görülebilir veya kendi başına da olabilir. Karaciğer apsesi olan hastalarda 41°C’ye varan yüksek ateş ve titremeler görülebilir. Karaciğer büyümüştür ve duyarlıdır. Tedavisi uygun antibiyotik ve apsedeki cerahatin cerrahi olarak boşaltılmasıdır.
Hepatit karaciğerin iltihabıdır ve görev yapma yeteneğini düşürür. Virüsler veya parazitler sebep olduğunda bulaşıcı olabilir; alkol, belirli ilaçlar, aerosol spreyleri ve tinerde bulunan kimyasallar gibi zehirli maddeler hepatit nedeni olursa, olay bulaşıcı değildir. Alkole bağlı hepatit aşırı miktarlarda alkolün sürekli tüketilmesinin sonucudur. Eğer yeterince erken yakalanırsa geri döndürülebilir, tersi durumda alkole bağlı siroza yol açar. Hepatit, Wilson hastalığında da görüldüğü gibi insan bedenin otoimmün bir bozukluk sonucu kendi hücreleriyle savaşmasıyla da oluşabilir. Çoğu vakaya virai bir enfeksiyon sebep olmuştur. (daha fazla…)
Karaciğer delinme veya keskin olmayan bir darbe ile hasar görebilir. Karaciğer ya da kan damarlarının kurşun veya bıçakla yırtılması tehlikeli kan kaybına sebep olabilir.
Keskin olmayan yaralanma, üst karına bir araba kazasındaki gibi direkt bir darbe geldiğinde olur. Tedavisi, yırtılan damarları onararak kanamanın cerrahi olarak kontrolünü ve kan verilerek hastanın kan hacmini korumayı içerir.
Çeşitli konjenital hastalıklar karaciğeri etkileyebilir. Bunlar arasında safra kanallarının gelişmediği safra kanalı atrezisi ve safra metabolizmasından sorumlu enzimlerle ilgili problemler vardır. Bu hastalıklara yakalanan çocuklarda doğumdan sonraki ilk birkaç gün veya haftada sarılık görülür. Bu bütün bebeklerde doğumdan kısa süre sonra bir şekilde olan ve birkaç günde kaybolan hafif sarılıktan ayırt edilmelidir.
Karaciğerin en sık görülen hastalıkları hepatit ve sirozdur. Karaciğerden başlayan kanser nadir görülür. Karaciğer hastalığının incelemesi, hasarlı karaciğer hücrelerinden salgılanan karaciğer enzimlerini test etmek için kan örneği alınmasını içerir, incelemek için karaciğerden küçük bir örnek alınması (karaciğer biyopsisi) sarılığı, karaciğer büyümesini veya şüphelenilen sirozu araştırmak için yapılabilir. Hastalara sinirlerini yatıştırmak için ilaç verilir ve özel bir biyopsi iğnesi vücudun sağ tarafından 8 ve 9. kaburgalar arasından sokulur. Tanıya yardımcı olmak amacıyla doku bir patolog tarafından incelenir. Karaciğer hastalıkları için diğer tanı araçları iç organları görüntülemek için ses dalgalarını kullanan ultrason; bilgisayarlı tomografi, manyetik rezonans görüntüleme teknikleri; yüksek kan akımı ve metabolik aktivite olan alanları tespit için izotop taramalarıdır.
Karaciğer birçok metabolik işlev görür. Sindirim sisteminden gelen ve yiyecek parçalanmasından elde edilen glikoz ile yüklü olan bütün kanı alır. Karaciğer bu glikozun çoğunu glikojen denilen bir depolama molekülüne çevirir. Glikojen ne zaman gerekli olursa kana salınmak için glikoza geri çevrilebilir. (daha fazla…)
Karaciğer mikroskobik olarak altıgen prizmalar şeklinde lobüler halinde yerleşmiş hücre tabakaları (hepatositler) içerir. Her karaciğer hücresi yaklaşık milimetrenin kırkta biri kadardır ve bir hücre kalınlığındaki tabakalar halinde duvardaki tuğlalar gibi yığılmışlardır. Hepatositler, glikozdan yapılan enerji depolama maddesi olan glikojenden büyük miktarda içerirler. (daha fazla…)
Karaciğer toplardamarı ince ve kalınbağırsaklar, mide, dalak, pankreas ve safrakesesinden gelen damarlardaki besinlerden zengin kanı toplayan geniş ama kısa bir toplardamardır. Daha sonra toplanan kanı karaciğere taşır. Karaciğer toplardamarı karaciğere porta hepatis denilen bir yarıktan girer (Latince ‘karaciğerin kapısı’) ve karaciğer içinde sinüsoitler denilen ve bütün karaciğere nüfuz eden bir kılcal damarlar ağı olarak sonlanın Burada yaşlanan alyuvarlar, bakteriler ve diğer döküntüler kandan temizlenir, besinler ise kana ilave edilir veya depolanmak için alınır. Daha sonra kan alt ana toplardamara boşalan karaciğer toplardamarları aracılığıyla karaciğeri terk eder. Portal hipertansiyon, ana toplardamar ve onu besleyen toplardamarlarda basıncın artmasıdır, genellikle sirozdan kaynaklı yaralardan dolayı karaciğere gelen kan akımına olan direncin…
Hepatik atardamar karaciğere gelen kanın vüzde 30′unu sağlar, geri kalanı ise ana toplardamardan gelir. Karaciğer ana atardamarı sağ ve sol olarak bölünerek karaciğerin her iki yanını temiz (arteriyal) kanla besler. Ana toplardamar (Vena Porta), karaciğer ve bağırsaklarda venöz kanı taşır.
| Pts | Sal | Çar | Per | Cum | Cts | Paz |
|---|---|---|---|---|---|---|
| « Oca | ||||||
| 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | ||
| 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 |
| 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | 19 |
| 20 | 21 | 22 | 23 | 24 | 25 | 26 |
| 27 | 28 | 29 | ||||