Plastik ya da rekonstrüktif cerrahi, şekil bozukluklarının düzeltilmesini, işlev bozukluklarının giderilmesini ve fiziksel görünümün geliştirilmesini (estetik cerrahi) içeren, çok yönlü bir uzmanlık alanıdır. Plastik cerrahi, doğuştan sakatlıklar, gelişim bozukluğu, yaralanma, tümör ya da hastalıklardan kaynaklanan anormalliklerin giderilmesinde kullanılır. Bu terimin olası kaynaklarından biri Yunanca’da “kalıp ya da şekil vermek” anlamına gelen plastikos sözcüğüdür. (daha fazla…)
Diş hekimliğinde, dişlerin görünümünün düzeltilmesi ya da geliştirilmesine yönelik uygulamalar da vardır. Kırık, lekeli ya da dolgulu ön dişler ya da kapanması gereken boşluklar, diş renginde plastikle kaplanabilir. Dişlerin görünümünü güzelleştirmek için, porselen kaplamalar da kullanılabilir ya da dişler ağartıcı ile beyazlatılabilir. On dişlerdeki eksikler, takma dişle, köprüyle ya da diş dikimi ile kapatılabilir. Ayrı yerlerdeki boşluklar, çıkarılabilir ya da sabit takma dişlerle kapatılabilir. Diş dikimi ise, yalnızca dişetleri ve kemik yapısı sağlıklı kişilerde uygulanabilen, cerrahi bir işlemdir. Diş dikiminden sonra, ağız ve diş temizliğine sürekli ve titiz bir dikkat gösterilmesi gerekmektedir. (daha fazla…)
Diş tedavileri, diş çürümeleriyie ve hastalıklarıyla mücadele ya da ağzın ve dişlerin işlevlerinin geliştirilmesi amacıyla yapılabileceği gibi, estetik nedenlerle de yapılabilmektedir.
DOLGU Dolgu, dişin çürüyen kısmının doldurulması ve dişteki boşluğun büyümesinin önlenmesi amacıyla kullanılan metal, porselen ya da plastik malzemedir. Bir diş doldurulurken, dişteki çürüğün alınabilmesi için, dişin o kısmının delinerek çıkarılması gerekir. Küçük çürüklerde bu gerekmeyebilir. Sonra dişteki boşluk, istenen sonuca göre altın, gümüş alaşımları, porselen ya da plastikle doldurulur. Plastik ve porselenin, doğal dişten ayırt edilmesi daha zordur, bu nedenle ön dişlerin doldurulmasında özellikle tercih edilir. Metal dolgular ise daha güçlüdür. Dolgu, yerel ya da genel anestezi ile ya da diazot monoksit gazı yardımıyla yapılabilir….
Kriyocerrahi, dokuların yok edilmesinde yüksek derecede soğuğun kullanıldığı tıbbi bir tekniktir. Bu cerrahi türünde, vücudun bir bölümü -60 santigrat dereceye kadar hızla soğutulur. Hasta doku donar ve buz kristalleri oluşur, bunun sonucunda hücre yapısı parçalanarak yok olur. Dondurucu soğuk, hastalıklı hücrelere saldıracak antikorları oluşturması için, bağışıklık sistemini de uyarır. Kriyocerrahi deri kanserlerinin, siğil, hemoroit (basur), katarakt ve ulaşılması zor tümörlerin (örneğin, böbrekte ya da beyinde) yok edilmesinde kullanılmaktadır. Geleneksel cerrahiye göre, daha az girişim gerektiren, daha az yara ve kanama olan bir yöntemdir. İç organlardaki büyümelerin tedavisinde ise, küçük bir kesiden sıvı nitrojen verilmekte ve bu yöntem büyük ameliyat gereğini ortadan kaldırmaktadır.
Kontakt lensler, genellikle, astigmat, afaki (gözün berrak merceğinin olmaması) ve miyop (uzağı görememe) gibi görme kusurlarının düzeltilmesi için göz yüzeyine konularak kullanılan yapay merceklerdir. Gözlük yerine tercih edilen yaygın bir seçenektir; çünkü birçok durumda daha iyi görüş sağlar, bazı kişilere göre de daha çekicidir. Günümüzdeki lensler, daha rahat, kullanımı ve bakımı da daha kolaydır. Ancak, herkes için uygun değildir; örneğin kullanımında zorlandıkları için yaşlılar ve eklem iltihabı olan kişiler için pek uygun değildir. 1877′de kullanılan ilk lensler, camdan yapılmıştı ancak günümüzde lensler plastikten yapılmaktadır. (daha fazla…)
Işın (radyasyon) tedavisi (ya da radyoterapi), hastalıkların ışınım kullanılarak tedavi edilmesidir. Birçok kanser türünün tedavisinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu tedavi yönteminde, kanser hücrelerinin yok edilmesi ya da büyümelerinin ve yayılmalarının önlenmesi amacıyla, yüksek enerjili ışınlar kullanılmaktadır. Ameliyat gibi ışın tedavisi de yerel bir tedavidir; yalnızca tedavi edilen alandaki kanser hücrelerini etkiler. Bu tedavi biçimi, kimyasal tedavi (kemoterapi) ve ameliyat gibi tedavi yöntemleriyle birlikte kullanılabilmektedir. Genellikle de, daha sonra ameliyatla alınacak olan tümörlerin küçültülmesi için kullanılır. Ayrıca belirtilerin geçici olarak yok edilmesi ya da ameliyat edilemeyecek kötü huylu oluşumların tedavisi için de kullanılmaktadır. (daha fazla…)
Morötesi ışık tedavisi, ışık tedavisinin bir biçimidir ve deri hastalıklarında kullanılmaktadır. Bu tedavi yönteminde hasta, giysisiz olarak, floresan ışık tüplerinin olduğu özel bir kabine girer. Morötesi ışık, uzun dalga morötesi ışık enerjisi (UVA) ya da kısa dalga morötesi ışık enerjisi (UVB) biçiminde de kullanılabilir. Bu tedavinin, PUVA olarak bilinen biçiminde, UVA ışınları, derinin tedaviye daha iyi yanıt vermesini sağlayan psoralen (deriyi ışığa duyarlı hale getiren bitkisel madde) tedavisiyle birlikte uygulanmaktadır. Morötesi ışık tedavisi, genellikle sedef hastalığı, deri iltihabı (dermatit), vitiligo (kıllanma) ve cutaneous T hücreleri kanserinde (lenf kanseri) kullanılmaktadır.
1981′den beri ABD ve Avrupa’da, çoğunlukla mevsimsel duygulanım bozukluğu ya da kış depresyonlarının tedavisinde güçlü yapay ışık tedavisi kullanılmaktadır. Işık tedavisinde, parlak ışıklarla günün uzadığı etkisi yaratılarak vücudun biyolojik ritmi etkilenmektedir. Işık, vücutta gece salgılanan melatonin salgısını baskılamakta, serotonin ve diğer sinir ileticilerinin (nörotransmiter) etkisini artırarak, güneş ışığının azalmasından kaynaklanan depresyonlarda antidepresan etkisi yaratmaktadır. (daha fazla…)
Elektroşok tedavisi (elektrokonvülsif tedavi), psikiyatride kullanılan ve beyne elektrik akımı verilerek bir krizin yaratıldığı tedavi biçimidir. Bu tedavi yönteminde, hastaya anestezi uygulanır ve bir kas gevşetici verilir, sonra şakaklara elektrotlar yerleştirilerek elektrik akımı verilir, bu iki elektrot arasındaki elektrik akımı da beyinden geçer. Bu tedaviden hemen sonra, hastada bir miktar bellek bozukluğu meydana gelir ama bu zamanla geçer. Bu tedavi yönteminin nasıl ve neden etkili olduğu hâlâ bilinmemektedir; ancak bazı depresyon türlerinde etkili olduğu bilinmektedir. (daha fazla…)
Lenflerdeki zararlı maddelerin atılmasına yönelik lenf masajı, 1930′larda Danimarkalı terapistler Astrid ve Emil Vodder tarafından başlatıldı. Bu alternatif tedavi yöntemi, lenf dolaşımına ve kandaki akışına yardımcı olduğu söylenen, hafif pompalama hareketlerinin kullanıldığı bir masajdır. Masajın ritmi çok yavaştır, lenf damarları deri yüzeyine çok yakın olduğu için de çok hafif bir basınç uygulanır. (daha fazla…)
| Pts | Sal | Çar | Per | Cum | Cts | Paz |
|---|---|---|---|---|---|---|
| « Oca | ||||||
| 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | ||
| 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 |
| 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | 19 |
| 20 | 21 | 22 | 23 | 24 | 25 | 26 |
| 27 | 28 | 29 | ||||